Reklam
Reklam

“Şuhrat” madalyası sahibi usta şair Sayyora Tuychiyeva ile röportaj

Özbekistan Yazarlar Birliği üyesi, “Şuhrat” madalyası sahibi, Özbekistan Devlet Sanat ve Kültür Enstitüsü profesörü, felsefe doktoru Sayyora Tuychiyeva, eşsiz ve güzel şiirleriyle Özbek edebiyatının gelişimine büyük katkı sağlayan usta bir şairdir.

“Şuhrat” madalyası sahibi usta şair Sayyora Tuychiyeva ile röportaj
  • 07.09.2025
  • 85 kez okundu
Reklam

 

SAYYORA TUYCHIYEVA: ŞAIRLER YARADAN’IN EN ÇOK SEVDIĞI KULLARIDIR

Röportaj: Asilbek Kolkanatov

Kültür Gazetesi”nn konuğu, eşsiz ve güzel şiirleriyle Özbek edebiyatının gelişimine büyük katkı sağlayan şair, öğrencilerinin gönlünde onurlu öğretmen ve usta hoca, toplumsal faaliyetlerin aktif katılımcısı, Özbekistan Yazarlar Birliği üyesi, “Şuhrat” madalyası sahibi, Özbekistan Devlet Sanat ve Kültür Enstitüsü profesörü, felsefe doktoru Sayyora Tuychiyeva ile röportajımızı kültür sevenlerle paylaşıyorum.

Merhaba. “Çocukluğuma dönüp mutlu yıl olayım” dediğiniz gibi, Jizzakh’taki çocukluk yıllarınızı anımsar mısınız?

Her şair, doğup büyüdüğü yurdunu kalbinin en değerli mısralarına sararak dile getirir. Birinci sınıf, ilk şiir, ilk aşk, ilk evlat… dedikleri tam da budur işte. Yüreğim sıkıştığında Jizzakh’a gitmek istediğimde, eve dönüşümün sebebi de bu. Annemin kokusu, babamın duası orada çünkü. Bu yüzden şöyle yazmıştım:

Jizzakh’ta kimler yaşar? Fedakâr canlar yaşar,

Sözünde vefa olan, zamanın sahibleri yaşar.

Adından gül bitiren, inci saçan, çiçek yayan –

Jizzakh derse canını verecekler yaşar.

Babam beni Jizzakh’ta demir disipline, zamanın kıymetini bilmeye ve daima ileriye yürümeye alıştırdı. Belki de bu yüzden Jizzakh bana bu kadar kıymetlidir.

Şiire olan ilginiz ne zaman tomurcuklanmaya başladı?

Dördüncü sınıfta okurken babam, ilk şiirimin ilçe gazetesine ulaşmasına vesile olmuştu. O ilk şiirim yayımlandığında babam, annem ve ben o gece sabaha kadar uyuyamadık. Babam, öğrencilik yıllarında şair Gafur Gulom’dan dua almışlar. “Acaba çocuklarımdan biri şair ya da yazar olur mu?” diye hep güzel dilekler ile. Babam bunu hep hatırlardı. Babam vefat ettikten bir gün sonra evraklarını karıştırırken şok geçirdim: ilk şiirimden başlayıp bugüne kadar yazdığım yirmiye yakın tüm kitaplarımı, el yazmalarımı, mektuplarımı bir ciltte toplamışlar. Ağlayarak “Babalar, evlatlarının başarılarını böyle muhafaza edermiş demek…” dedim. Oysa hayattayken bu konuda tek kelime bile etmemişlerdi…

Anne ve babanıza ithafen “İyi ki gökyüzü geniş, iyi ki yeryüzü engin” diye yazmıştınız. Bu dizelerde nasıl bir hikmet gizli?

Biliyor musunuz, en sevmediğim şey hasettir. Bir başkasının başarısını gördüğümde, günlerce uyuyamadan sevinçle dolaşırım. Şiirlerim üzerine yapılan tartışmalarda, aklıma ilk gelen satırlardan biridir bu. Bir insanın gönlü ne kadar temizse, Allah da ona o kadar çok verir. Birinin üzgün olduğunu görürsem mutlaka yardım etmek isterim. Belki de bu satırları, bana karşı kin ve kıskançlıkla yaklaşanlara duyduğum merhametten dolayı yazmışımdır.

“Şairliğin ekmeği ince olur” derler, bu düşünceye katılıyor musunuz?

Şairlik bir çile, şairlik bir uykusuzluk, şairlik bir onurdur. Allah’ın sevdiği kullar şair olur. Şahit olmuşumdur, şairi küçümseyen, aşağılağan, kalbini kıran hiç kimse hayatında gerçekten huzur bulmamıştır, mutlu yaşamamıştır. Halk arasında bir hikmet vardır ya: “Allah’ın yücelttiğini kul küçük düşüremez.” Evet, iyi bir esere çoğu zaman değersiz bir ücret ödenir. Ama şair, güzel bir şiir yazsa sanki dünyayı avuçlarında taşıyormuş gibi hisseder, göğsü dağ gibi kabarır. Başka bir ifadeyle, şairler Yaradan’ın en çok sevdiği kullarıdır. Bir şiirimde şöyle demiştim:

Milletinin tertemiz çiçeği şairler,

Yaradan’ın sevdiği kulu şairler…

Tuychiyeva’nın hangi alana tutkusu daha fazla: şairlik mi, akademisyenlik mi? İki görevi bir arada yürütmek zor olmalı değil mi?

Ilim ile sanatı omuzlarımda eşit tutmaya, ikisini de yaşatmaya çalıştım. Bilim ve hikmet yan yana yürür. Çok kitap okuyan insan çok şey bilir. Gençlere söylemek istediğim en önemli şey: daha çok kitap okuyun, çünkü kitap aklı parlatır. Kitap okuma alışkanlığı her şeyden önce ailede şekillenir. Kitap sevgisi bana babamdan geçti. Benim görevim, her iki alana da hakkıyla yetişmektir.

“Bir söz söyle, yarım dünyam dolsun” diye tarif ettiğinizde, sözün kıymetini neye benziyorsunuz?

Söz öyle bir güçtür ki, bir tek sözle ülkeler uzlaşmaya varmış, bir tek sözle devletler birbirine dost olmuştur. Navoiy’nin büyüklüğü, Babur’un ölümsüzlüğü de bundan değil mi zaten? Sabah yüzü aydınlık bir insanın bir tatlı sözü, gün boyu yüreğinizde şimşekler çaktırabilir. İşte söz, böylesine derin ve etkili bir kuvvettir.

Birçok halk sanatçısıyla çalıştınız. Hangi sanatçıyla çalışmak sizin için hem zor, hem de kolay oldu?

Sanatçıların hepsi birer üstün marifet sahibidir; üstün marifet ise hayrete şayandır. Her birinde farklı bir hayranlık, farklı bir ilham gördüm. Bir şarkının halk önüne çıkıncaya dek yaşadığı tüm acıları, zorlukları bizzat gördüm ve hissettim. Kırktan fazla sanatçıya gönülden teşekkür borcum var. Çünkü onlar, benim söylemek istediğim fikri, kelimeyi, sevgiyi halka ulaştırmak için çaba sarf ettiler.

Harika yeteneğiniz çocuklarınıza da geçti mi?

Çocuklarım ekonomi alanını seçtiler, belki de torunlarıma geçer. Yaradan’dan böyle bir dileğim var.

Yakınlarda bir dizi şiiriniz Azerbaycan’da yayımlandı. Tebrik ederim. Ayrıca şiirlerinizi hangi dillerde yayımlamayı düşünüyorsunuz?

Yazdıklarım Rusça, İngilizce, Türkçe, Kazakça ve Tacikçeye çevrildi. Azericeye ise sevgili iş arkadaşım, Profesör Marufjon Yuldashev tercüme etti. Çok samimi ve çalışkan bir insan. Şimdi, bundan sonra zamanı gösterecek sanırım.

**

Bilgi amaçlı olarak belirtelim, şairin bugüne kadar şu şiir kitapları yayımlanmıştır:
“Vafa olarak Uyanırım” (1987), “Ben Seni Kıskanıyorum” (1989), “Gözlerini Özlüyorum” (1997), “Halkım” (2000), “Süslenmişim” (2008), “Dayanağım Söz Oldu” (2018). Ayrıca şu nesir eserleri de okuyuculara sunulmuştur: “Büyük insan başlattığı yol” (2016), “Parlak toprak” (2017), “Gurur” (2017), “Vadileri yaya Dolaşırken” (2019).

Tuychiyeva, aşağıdakı ders kitapları ve bilimsel monografilerin yazarıdır:
“Bireyin Toplumsal Aktifliği” (2004), “Sosyal Politika” (2008) (A. Norbekov ile ortak yazarlıkta), “Milli İstiklal Fikri: Temel Kavram ve İlkeler” (2010), “Bireyin Toplumsal Aktifliği ve Manevi Kültürü” (2016), “Kültür ve Sanat Kurumlarının Kurulması ve Yönetimi” (2018), “Yönetim Teknolojileri” (2019), “Değerler Bilimi” (2019), “Kültürel ve Eğitimsel Kurumlarda Tanıtım ve Propaganda Faaliyetleri” (2020).

 

Etiketler: / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ