Reklam
Reklam

SU KRİZİ VE TOPLUMSAL YANSIMALAR: BİR DAMACANAYA SIĞAN SİSTEM

ONUR ERCAN
ONUR ERCAN
  • 18.10.2025
  • 49 kez okundu

SU KRİZİ VE TOPLUMSAL YANSIMALAR: BİR DAMACANAYA SIĞAN SİSTEM

Yerel seçimlerde sandıkta bir “ders” verildiğini düşünen birçok seçmen, bugün musluğundan akmayan suyun önünde bir başka dersin muhatabı hâline geldi. Bir zamanlar “su medeniyettir” denilen ülkede, artık insanlar damacana kuyruğunda medeniyet arar oldu. Kimileri için bu sadece bir altyapı sorunu gibi görünse de, aslında mesele bundan çok daha derin: bir sistemin, bir yönetim anlayışının, hatta bir zihniyetin kriziyle karşı karşıyayız.

Bugün şehirlerin bir kısmında çeşmelerden akan suyun içilmez olduğu konuşuluyor. Halk, evinin önünde ya da semt meydanında kaynak suyu kuyruklarına giriyor. Kimisi sabahın erken saatlerinde, kimisi gece yarısı şişelerini doldurmak için bekliyor. Oysa aynı insanlar, geçtiğimiz yerel seçimlerde “değişim” umuduyla sandığa gitmişti. Şimdi ise değişimin su faturası ellerinde, kira öder gibi damacanaya para verir hâle geldiler.

Bu manzara, sadece bir belediyenin değil, bir toplumun önceliklerini kaybettiğinin göstergesi. Su, hayatın özü, insan hakkı, yaşamın en saf hali. Fakat ne yazık ki artık “ticari meta” konumunda. Belediyeler suyu yönetemiyor, özel sektör kâr payı hesaplıyor, halk ise damacanadaki her damlayı sayıyor. Üstelik bu durum yalnızca maddi bir yük değil; psikolojik bir yorgunluk da yapıyor. Çünkü insanın evinde akan su, medeniyetle kurduğu en doğrudan bağdır. O su kesildiğinde, aslında insanın devlete, yönetime ve umuda olan güveni de kesintiye uğruyor.

SİYASAL HAFIZA VE GÜNLÜK GERÇEKLER

Seçim dönemlerinde her parti, “altyapıdan suya, çevreden ulaşıma kadar her şeyi biz çözeceğiz” diyerek oy ister. Ancak sandıklar kapandıktan sonra hesap verme bilinci de çoğu kez kapanır. Halkın hafızası kısa sanılır, oysa su kesintisi gibi temel sorunlar unutulmaz. İnsan bir gün elektriksiz yaşayabilir belki ama susuz yaşayamaz. Bu yüzden su politikası, yönetimlerin en çıplak aynasıdır.

Bugün yaşanan su krizi, aslında sadece kuraklığın ya da artan nüfusun sonucu değil; ihmalin, plansızlığın ve gösteriş siyasetinin bir tezahürüdür. Bir yanda milyar liralık gösterişli projeler, diğer yanda musluğundan su akmayan mahalleler… Bu çelişki, halkın gözünde artık saklanamaz hâle geldi.

DAMACANADAN AKAN GERÇEKLER

Bir damacana suyun fiyatı, asgari ücretlinin cebinde ciddi bir yer tutuyor. Eskiden “damacana su lüksü” diye bir tabir vardı; şimdi o lüks değil, mecburiyet hâline geldi. Musluk suyuna güvenmeyen insanlar, çocuklarına içirecekleri bir bardak su için bütçe yapmak zorunda kalıyor. İşte tam bu noktada mesele, siyasetin ötesine geçip toplumsal bir yara hâline geliyor.

Susuzluk sadece fiziksel bir yoksunluk değildir; aynı zamanda bir çaresizlik duygusudur. İnsan suyu taşırken, aslında sırtında sadece plastik bir damacana değil, sistemin bütün yükünü de taşır. O kuyruğa giren her birey, “ben bu kadar da umursanmaz mıyım?” diye düşünür. Bu duygu, toplumun en derin kırılma noktalarından birini oluşturur.

SU SADECE BİR SORUN DEĞİL, BİR UYARIDIR

Bugün yaşanan su sıkıntısı, sadece bir belediyenin ihmali değil; bir milletin yöneticilerine hatırlatması gereken bir uyarıdır.Halkın görevi sadece oy vermek değil, suyun hesabını da sormaktır. Çünkü suyun değeri, faturada değil, vicdanda ölçülür.

Eğer bir ülkenin insanı, çeşmesinden akan suya güvenemiyorve kuyruklarda kaynak suyu bekliyorsa, o ülkenin sorunu iklimde değil, idrakte demektir.

Su, sadece bir sıvı değil; adaletin, liyakatin ve insana verilen değerin aynasıdır. Bugün bu ayna kırılmış durumda. Artık mesele, damacanayı doldurmak değil, bilinci yeniden doldurmakmeselesidir.

Onur Ercan

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ