TÜRKİYE’DE MUHALEFET YAPMAK
Türkiye’de muhalefet yapmak.
Belden Aşağı Siyaset ve Yalanın Gölgesinde Hakikat
Siyaset, özünde milletin yarınını inşa etme sanatıdır. Ancak son yıllarda bu sanat, ne yazık ki “belden aşağı vurmak”, “yalan siyaseti” ve “karalama kampanyaları” ile gölgeleniyor. Bir kısım siyasetçi, doğruluk ve ilkeler yerine, rakibini itibarsızlaştırmayı tek yöntem haline getirmiş durumda.
İftira atmak, gerçekleri çarpıtmak ve kitleleri yanlış yönlendirmek, günümüzde siyaset arenasında sıradan bir taktik haline geldi. Çünkü anlayış şu: “Ben söyleyeyim, gerisini o düşünsün.” Hatta bazıları, yargıya taşınmayı, tazminat ödemeyi bile göze alıyor. Yeter ki günlük siyasette tabanına malzeme çıksın.
300 Uçak Tartışması: Gerçeğin Çarpıtılışı
Son günlerde gündeme gelen “ABD’den 300 uçak alımı” tartışması da bunun bariz örneklerinden biridir. Muhalefet, bu meseleyi Trump’un Suudi Arabistan ve Katar’dan milyar dolarlık yatırım sözü almasıyla birleştirip, “ABD’ye yaranma” söylemine dönüştürdü. Hatta “Milletin ekmeği yokken paralar uçaklara gidiyor” cümlesi, muhalefetin en yetkili ağızlarından birinden çıktı.
Peki bu doğru muydu?
Aslında hayır. Çünkü Türk Hava Yolları, bundan iki yıl önce tam 600 uçak alımını zaten açıklamıştı. Bu uçaklar da yalnızca iki kaynaktan tedarik edilebiliyor: Airbus ve Boeing. Airbus, Fransa, Almanya, İngiltere, İspanya gibi Avrupa ülkelerinde üretim tesislerine sahip. Boeing ise ABD merkezli geniş bir üretim ve tedarik zincirine dayanıyor. Yani bu uçaklar, dünyadaki her ülkenin yaptığı gibi, yalnızca bu iki firmadan alınabiliyor.
Dolayısıyla yeni açıklama, ne sürpriz bir durumdu ne de siyasi bir taviz. Fakat muhalefet bunu bilmesine rağmen, kitlelere farklı bir algı sunmayı tercih etti. Çünkü tabanına malzeme üretme mecburiyeti, siyaseti belden aşağı çalışmalara sevk ediyor.
İftiraların Siyasi Bedeli
Bu sözlere inanan elbette inanıyor. Hatta mahkeme, gerçeği çarpıtan siyasetçiyi tazminata mahkûm etse bile, atılan yafta halkın zihninde kolay kolay silinmiyor. Bu durum, yalnızca siyasi rakiplerin değil, toplumun da kaybetmesine yol açıyor. Çünkü güvenin sarsıldığı bir ülkede, siyaset çözüm üretme sanatı olmaktan çıkıp, karalama ve kargaşanın arenasına dönüşüyor.
İlahi Adaletin Sessiz Yansıması
Tüm bu tablo içinde unutulmaması gereken bir hakikat var: İnsan rakibini aldatabilir, kitleleri yanlış bilgilendirebilir, hatta mahkemeleri dahi oyalayabilir. Ancak Allahü Teala’dan hiçbir şey gizlenemez, iftiraya uğrayan arasında nice perdeler kalkar. Mazlumun duası göğe yükselir ve eninde sonunda ilahi adalet tecelli eder.
Bugün siyasetin geldiği noktada, belden aşağı sözler belki kahve köşelerinde malzeme olabilir. Fakat ülkenin geleceği, bu ucuz siyasetin gölgesinde heba edilemez. Siyaset; yalanın değil, hakikatin diliyle yapılmalıdır. Çünkü hakikati çarpıtanlar günü kurtarabilir, ama yarını asla kazanamaz.
Onur ERCAN
- BAZEN DÜNYADA BİR İNSAN BULURUZ, BAZEN DE BİR İNSANDA DÜNYA - 25 Kasım 2025
- KOÇ’LARIN DİVAN OTELİ - 20 Ekim 2025
- GERÇEĞİN ÜZERİNDEKİ TOZ: TARİHİN YALANLA İMTİHANI - 18 Ekim 2025
- SU KRİZİ VE TOPLUMSAL YANSIMALAR: BİR DAMACANAYA SIĞAN SİSTEM - 18 Ekim 2025
- DÜNYA DERTLERİN ÖTESİ - 14 Ekim 2025
- YAŞARKEN GÖMÜLEN KIZLAR - 7 Ekim 2025
- KÜÇÜK SAVAŞÇI: EŞEK ARISI. - 6 Ekim 2025
- KÜÇÜK BİR DAMLANIN ADALETİ - 5 Ekim 2025
- KIRIK CAM SENDROMU TÜRKİYE’DE: İZMİR’İN ÇÖPÜ, BURSA VE ANKARA’NIN SUSUZLUĞU - 4 Ekim 2025
- Ayşe Barım Tekrar Tutuklandı. - 3 Ekim 2025
