Reklam
Reklam

ÇOCUKLARIMIZIN MAHREMİYETİ PARAYA ÇEVRİLEMEZ.

ONUR ERCAN
ONUR ERCAN
  • 24.09.2025
  • 120 kez okundu

Çocuklarımızın Mahremiyeti Ticarete Kurban Edilemez.

Sosyal medyanın kazandığı gücü ve yaptığı yeni normları izlerken, en kırılgan kesimin; yani çocukların, artık birer meta gibi kullanıldığı iç karartıcı vakalarla karşılaşıyoruz. Bir baba, kızının mahremiyetini, onurunu ve güvenliğini pazarlama aracı hâline getiriyor; izleyenlerin “ağızlarının suyu akıyor” diye alay eder bir dil kullanması ise toplumumuzun nerelere sürüklendiğinin utanç verici bir kanıtı. Bu, sadece tekil bir ahlaksızlık değil — sistematik bir çöküşün, duyarsızlaşmış bir vicdanın, ve gecikmiş devlet müdahalesinin açık örneğidir.

Mahremiyetin Paraya Dönüştürülmesi: Bir İnsanlık Suçu

Çocukların görüntülerini, davranışlarını, bedenlerini “içerik” olarak satmak, onu meta hâline getirmek; en temel insan haklarının, çocuk haklarının ve ahlaki sınırların ihlalidir. Burada mesele yalnızca “rahatsız edici” bir uygulama değil; çocukların bedensel bütünlüğü ve psikolojik sağlığı hedef alınmaktadır. Bir gün videoda “şirin” görünen çocuk, yarın hayatı boyunca istismarın, tacizin, baskının yükünü taşımak zorunda kalabilir. Bu bedel asla maddi karşılığıyla ölçülemez.

Devletin Rolü: Tutuklama Yetmez, Kökten Müdahale Gerek

Devletin müdahalesi —suç duyurusu, tutuklama, çocuğun koruma altına alınması— gereken bir sorumluluktur. Ancak sadece olayı cezalandırmak yetmez; sistematik, kapsamlı ve önleyici politikalar şarttır. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı koordinasyonunda; sosyal medya platformlarına yönelik sıkı denetimler, içerik raporlama mekanizmalarının güçlendirilmesi, çocukları hedef alan ekonomik teşviklerin engellenmesi zorunludur. Ayrıca pedagoji, psikoloji ve hukuk uzmanlarının katıldığı hızlı müdahale ekipleri kurulmalı; benzer vakalarda çocuğun korunması ve travma sonrası rehabilitasyonu öncelik hâline getirilmelidir.

Aile Sorumluluğu: Terbiye Evde Başlar

Devlet adım atmalı, yasalar caydırıcı olmalı; fakat asıl değişim ailede başlar. Anneler ve babalar, evin ilk öğretmenleridir. Çocuğun sosyal medya kullanımı kontrolsüz bırakıldığında ekranda hareket eden her içerik onun dünyasını etkiler: değer yargıları, mahremiyet algısı, cinsellik ve şiddet hakkında edindiği bilgiler kalıcı izler bırakır. Ebeveynlerin görevi sadece yasak koymak değil; çocuklarına mahremiyetin ne olduğunu, sınır koymayı, beden bütünlüğünü ve saygıyı öğretmektir. Bu eğitim; sabır, örnek olma ve sürekli iletişimle mümkündür.

Okullar ve Din-Ahlak Eğitimi: Korku Değil, Bilgi ile Yaklaşın

Okullarda din ve ahlak eğitimi tartışması “gericilik” ya da “ilericilik” polemiğine indirgendiğinde çocuk sadece çatışmanın ortasında kalır. Eğitimsel amaçlar net, bilimsel ve psikolojik gelişim gereksinimlerine uygun biçimde planlanmalıdır. İslami veya seküler değerler olsun; önemli olan, çocuklara eleştirel düşünce, mahremiyete saygı, zorbalıkla mücadele ve sağlıklı ilişki kurma becerilerinin öğretilmesidir. Ebeveynler bu dersleri “korkulacak” değil, “öğrenilecek” olarak görmelidir; çünkü doğru anlatıldığında ahlak eğitimi çocukları baskı altına almak için değil, korumak içindir.

Sosyal Medya Platformlarının Sorumluluğu

Platformlar “içerik üretimi”ni teşvik eden algoritmaları ile kar edilmeyi amaçlarken, aynı zamanda çocukları koruma yükümlülüğünü yerine getirmek zorundadır. Kimlik doğrulama, yaş sınırlamaları, çocuklara yönelik içeriklerin tespit ve kaldırılması, ebeveyn denetim araçlarının erişilebilir ve etkin hâle getirilmesi teknik ama aynı zamanda etik zorunluluklardır. Devlet, platformlara ulusal düzenlemelerle baskı uygulamakta tereddüt etmemelidir.

Toplumsal Tedbirler ve Önleyici Politikalar
1. Caydırıcı Yasalar: Çocuğun cinsel objeye dönüştürülmesi, görüntülerini ticarete konu eden ebeveyne ağır hapis cezaları ve ömür boyu denetim hükümleri getirilmeli.
2. Koruyucu Sistemler: İçeriklerin hızla tespit edilmesi ve kaldırılması için merkezî bir platform denetim birimi kurulmalı.
3. Ebeveyn Eğitimi Programları: Ailelere yönelik zorunlu veya ücretsiz eğitimler düzenlenmeli; sosyal medya okuryazarlığı aile eğitimlerinin merkezine konmalı.
4. Okullarda Psiko-Eğitim: Çocuklara yönelik mahremiyet, sınır koyma ve çevrimiçi güvenlik dersleri müfredata etkin biçimde yerleştirilmeli.
5. Ekonomik Önlemler: Çocuklar üzerinden gelir elde etmeyi teşvik eden sponsorlu içerikler ve reklam modelleri sıkı denetim altına alınmalı.

Sonuç: Vicdanı Olan Herkes Sorumlu

Bu mesele, yalnızca “bireysel sapkınlık” olarak geçiştirilemez. Burada sosyal normları, aile yapısını, hukuku ve teknoloji etiğini ilgilendiren bir kriz var. Anne-baba olarak susmak, ihmalkârlıkla çocukların mahremiyetini feda etmek, yarın bu toplumun vicdanını tartışılmaz bir şekilde zayıflatır. Aile Bakanlığı ve ilgili kurumlar görevlerini yapmalı; fakat asıl dönüşüm evlerde, sofralarda, ebeveynlerin davranışlarında başlayacaktır.

Ebeveynler, vicdanlı yurttaşlar ve devlet; el ele vererek çocuklarımızı pazarlığın nesnesi olmaktan kurtarmak zorundadır. Aksi hâlde, bugün bir videoyla başlayan hikâye, yarının kırık hayatlarında, onarılamaz yaralar olarak karşımıza çıkacaktır. Bu konuda tereddüt göstermeye, gecikmeye ya da “bırakın da para kazansın” gibi rahatlatıcı küçümsemelere artık yer yoktur. Çocuklarımızın geleceğini korumak, en ağır ve öncelikli görevimizdir.

 

ONUR ERCAN

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Halil onur dedi ki:

    Yazmaya devam.

  2. ONUR ERCAN dedi ki:

    Çok teşekkür ederiz edendim.
    Bizlere yorum yapmanız, “Yola devam” mucibince motivasyonumuzu artırıyor.

YORUM YAZ