MAMUR DÜNYA, HARAP AHİRET
MAMUR DÜNYA, HARAP AHİRET
Bir büyük zata sormuşlar:
“İnsanlar neden ölmek istemezler?”
O da demiş ki: “Çünkü dünyalarını mamur, ahiretlerini harap ederler. İnsan, mamur ettiği yerden harap ettiği yere hiç gitmek ister mi?”
Bu söz, insanın yüzyıllardır değişmeyen halini özetler. Bugün şehirlere bakıyoruz; gökdelenler göğe yükseliyor, ışıklar geceleri gündüze çeviriyor. Ama gönüller karanlık. Çünkü insan, hep dışarıyı süslüyor; içini, yani ahiretini ihmal ediyor.
Bir iş adamının hikâyes. Zengin bir iş adamı vardı. Büyük fabrikaları, yazlıkları, arabaları vardı. Ama gün geldi, ölüm kapısını çaldı. Hastane odasında “Şu malımı da götüreyim” dedi ama götüremedi. Çocukları mirası paylaşırken tartışmaya başladı. Onun gözünde kutsal olan mallar, daha cenazesi toprağa verilmeden kavgaya sebep olmuştu. İşte mal, sahibini değil; varisini sevindiriyor.
Bir genç kızın hikâyesi
Bir genç kız vardı; güzelliğiyle övünürdü. Her gün aynanın karşısında saatler geçirir, en güzel kıyafetleri seçerdi. Bir gün hastalığa yakalandı, yüzü soldu, saçları döküldü. Aynaya bakmaya korkar oldu. O zaman anladı ki güzellik, bedenin süsü, toprakla birlikte yok olup gidiyor. Gerçek güzellik, kalbin ve ruhun güzelliğidir.
Bir köylünün hikâyesi
Bir köylü, tarlasını süslemeye meraklıydı. Çitlerini boyar, taşlarını parlatır, kenarına süs çiçekleri dikerdi. Ama içine hiç ekin ekmezdi. Hasat zamanı geldiğinde elinde hiçbir şey yoktu. “Niye elim boş?” diye hayıflandı. İşte bizim dünyadaki hâlimiz de böyledir. Tarlayı süslüyoruz, ama ekin ekmiyoruz. Ahirette elimiz boş kalıyor.
İnsanın en çok sevdiği üç şey aslında ona ait değildir:
• Beden toprağın,
• Ruh Allah’ın,
• Mal varislerin…
Ama insan, bunlara ömrünü harcar. Aslında kendine ait olan tek sermaye; ameli, niyeti, kalbinin yönelişidir.
İnsan ömrü boyunca iki şey arar: rahat ve huzur. Rahat için lüks evler, pahalı arabalar, tatiller aranır. Huzur için yoga salonları, kurslar, seminerler… Ama yine kalp boş. Çünkü gerçek huzur cennettedir. Kur’an buyuruyor: “Kalpler ancak Allah’ın zikriyle huzur bulur.
Sonuç olarak ölümden korkmamız, aslında ölümden değil, hazırlıksızlıktan kaynaklanır. Bir öğrenci dersini yapmamışsa sınav gününden korkar; dersini çalışan ise sınavı heyecanla bekler. Mümin için ölüm, Sevgili’ye kavuşma anıdır.
Dünya, bize gönül bağlayalım diye değil; ahireti kazanalım diye verilmiştir. İnsan, bedenini Allah’a hizmette kullanırsa, ruhunu Rabbine yöneltirse, malını iyilik yolunda harcarsa; mezar kapısı karanlık değil, cennet ışığına açılan bir eşik olur.
Onur Ercan
- BAZEN DÜNYADA BİR İNSAN BULURUZ, BAZEN DE BİR İNSANDA DÜNYA - 25 Kasım 2025
- KOÇ’LARIN DİVAN OTELİ - 20 Ekim 2025
- GERÇEĞİN ÜZERİNDEKİ TOZ: TARİHİN YALANLA İMTİHANI - 18 Ekim 2025
- SU KRİZİ VE TOPLUMSAL YANSIMALAR: BİR DAMACANAYA SIĞAN SİSTEM - 18 Ekim 2025
- DÜNYA DERTLERİN ÖTESİ - 14 Ekim 2025
- YAŞARKEN GÖMÜLEN KIZLAR - 7 Ekim 2025
- KÜÇÜK SAVAŞÇI: EŞEK ARISI. - 6 Ekim 2025
- KÜÇÜK BİR DAMLANIN ADALETİ - 5 Ekim 2025
- KIRIK CAM SENDROMU TÜRKİYE’DE: İZMİR’İN ÇÖPÜ, BURSA VE ANKARA’NIN SUSUZLUĞU - 4 Ekim 2025
- Ayşe Barım Tekrar Tutuklandı. - 3 Ekim 2025
