FİLİSTİN’E ÖZGÜRLÜK!
Tarih boyunca Türk devletleri, Batı dünyası tarafından en tehlikeli düşman gücü olarak görülmüştür. Zira Anadolu’yu yurt edinen Müslüman Türkler, zulüm ve kana doymayan Batılı devletlerin korkulu rüyası olmuştu. Bu korkudan kurtulmak ise onların en büyük amacı haline geldi. Bu gücü, haçlı seferleri adı altında düzenlenen saldırılar ve çeşitli ittifakların entrikaları, oyunları ile yüzyıllar boyunca yıkmaya çalıştılar. Bu sebeple Müslüman Türkleri dün istemediler, bugün istemiyorlar, yarın da istemeyecekler.
**
Günümüzde gelişen olaylar, benzerliği sebebi ile beni, ibretlik ders alınması gereken, bazı acı hadiselerin yaşandığı geçmiş tarihimizin buruk sayfalarının arasına taşıdı.
Osmanlı’nın son yılları… Batı ajanları içimize iyice sızmış, Osmanlı Devleti’ni ölmesi yakın “Hasta Adam” gibi algı oluşturuyordu. Bu hastalığın sebebi olarak da dönemin sultanı 2. Abdülhamit Han’ı gösteriyorlardı. Batı’nın asıl hedefi aslında Osmanlı Devleti idi. Fakat Sultanı indirirlerse zaten devleti de yıkacaklarını biliyorlardı. Büyük devlet adamı Sultan Abdülhamit Han’a reva görülenler akla mantığa sığacak cinsten değildi.
Beyinleri yıkanmış nice paşa, muallim, din adamı, siyaset adamı ve ileri gelen zevat da aydın kisvesi ile maalesef düşmanın aynı düşüncelerini taşıyordu. Düşmandan tek farkları ise, sultanı indirirlerse devletin daha iyi olacağını zannetmeleri idi…
Ne istiyorlardı?
Sanki hürriyet yokmuş gibi hürriyet istiyorlardı!
Nereden başlattılar nümayişleri?
Bugünkü Taksim’de bulunan Gezi Parkı’nın yerinde olan Topçu kışlasından…
Peki, sonuç ne oldu?
Bunu o günleri yaşayan ve Abdülhamid Han’a karşı çıkanlardan Dr. Rıza Nur’un acı itirafından aktarayım. Şöyle anlatıyor: “ Güya hürriyet istiyorduk. Abdülhamid gitti. Hürriyet de gitti. Yeni zulüm ve istibdâd dönemi başladı. Bu Abdülhamid’inkinden(!) daha dehşetli oldu. Zavallı Abdülhamid kaç kişiyi asmıştı. Hiç… Hele hiç hırsızlık etmedi, hiç fuhuş yapmadı, hiç israfta bulunmadı. Bilakis memlekette bunların önüne geçmeye çalıştı. Abdülhamid’e karşı durduğuma utanıyorum.”
Rıza Tevfik de Sultan Abdülhamid’e karşı komplo kuranlardan biri idi. Yıllar sonra “özür dileyen” şiiri şöyle:
“Pâdişah hem zâlim, hem deli” dedik,
İhtilâle kıyam etmeli dedik;
Şeytan ne dediyse, biz “beli” dedik;
Çalıştık fitnenin intibahına.
Dîvâne sen değil, meğer bizmişiz,
Bir çürük ipliğe hülyâ dizmişiz.
Sade deli değil, edepsizmişiz.
Tükürdük atalar kıblegâhına…
…
Büyük halk kitlelerini “Sultan gitsin” diye sokağa döken hürriyet perestler, Kudüs’te Yahudi devleti kurmak isteyen Yahudilerin oyununa gelmiş, onların oyuncağı olmuşlardı. Sultan gidince pişman oldular ve onun 33 yıllık huzurlu yönetimini arar oldular.
Peki, suçu neydi Sultan Abdülhamid Han’ın? En büyük suçu! Yahudilerin devlet kurmak istedikleri Filistin topraklarını onlara vermedi. İşte Sulatanın sonunu hazırlayan icraatlarından bazıları:
— Filistin topraklarını Yahudilere vermedi.
— İlk otomobili getirdi. 5 bin km. yol yaptı.
— İlk metroyu Karaköy’den Taksime inşa ettirdi
— İlk defa elektriği, gazı getirdi. Ulaşımda tramvayı getirdi.
— Haydarpaşa’dan Hicaz’a demiryolu yaptırdı
— Hastaneler yaptı. Eczaneler açtırdı. Darülacezeyi yaptırdı.
— Midilli adasını Fransızlardan geri aldı
— Ziraat Bankası kurdu. Ziraat ve sanayi odaları açtı.
— Kendi parasından fakirlere kömür dağıttı
— Sanayileşme hareketi başlattı. Kağıt, kumaş fabrikaları açtı.
— Avrupa’dan hemen sonra telefon telgraf posta sistemini kurdu
— Modern matbaa makinaları getirdi. Bedava kitaplar dağıttı
— Terkos sularını İstanbul’a taşıdı. 40 yeni çeşme yaptırdı
— Yeni gemiler, toplar silahlar aldı. Tabyalar kurdu.
–Eğitim için meslek okulları, öğretmen okulları, üniversiteler açtı.
Dikkat ediyor musunuz? O günle bugün arasında müthiş benzerlikler var. Osmanlı’dan sonra Filistin topraklarını ele geçirdiler. İlk hedeflerine ulaştılar. Şimdi Büyük İsrail’in kurulacağı Arz-ı Mevud için Asıl hedef Türkiye. Gazze’de taş taş üzerinde bırakmadılar. Çocuk, yaşlı, hasta, kadın demeden, binlerce Filistin ve Gazze insanını katlettiler. Okulları, hastaneleri, mülteci kamplarını bombalayarak savaş suçu işlediler. İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya diğer adı ile Batı bu katliama destek verdi. İşlenen cinayetleri görmezden geldiler. Dünyada vicdan sahibi olan insanlar ayağa kalktı. Filistin’e özgürlük diye bağırdılar. Fakat Batı devletleri sustular. “Filistin’e Özgürlük” diyen kalabalıkları görmezden geldiler. Şimdi sözün bittiği, insanlığın öldüğü noktadayız.
Türkiye bu yapılanlara elbette seyirci kalmıyor. Geçmişte Koskoca Osmanlı Devletini yitirdi. İkinci bir kez aynı tuzağa düşecek kadar ahmak değil. Tarihten dersini çıkarmıştır diye ümit ediyorum. Bu oyunun içinde yer alan içimizdeki maşaların ise, ahmaklıktan öte ihanet içinde olduklarını düşünüyorum.
Gerçek şu: Batı, Müslüman Türkleri hiç sevmedi. Dün istemediler, bugün istemiyorlar, yarın da istemeyecekler. Beşyüz yıl önce Batı’nın elinden kurtardığımız Yahudiler, dünyanın başına bela olacaklar.
Gerisi teferruat…
- FİLİSTİN’E ÖZGÜRLÜK! - 8 Eylül 2024
