CAHİLİYEDEN BU GÜNE KIZ ÇOCUKLARI.
CAHİLİYEDEN BU GÜNE KIZ ÇOCUKLARI.
Cahiliye döneminde, diri diri gömülen kız çocuklarına sorulacak:
“Hangi suçtan ötürü öldürüldünüz?”
Kur’an-ı Kerim’in bu ayeti, tarihin en karanlık dönemlerinden birini gözler önüne serer. Cahiliye devrinde kız çocuğu doğuran bir baba, onu utanç vesilesi sayar, diri diri toprağa gömerek sözde şerefini koruduğunu düşünürdü. O babalar, kızlarının çığlıklarını duyar, gözyaşlarını görür ama kulaklarını ve vicdanlarını kapatırlardı. Çünkü o dönem, cehaletin ve vicdansızlığın hüküm sürdüğü bir dönemdi.
Allahü Teâlâ, insanlığı o karanlıktan kurtarmak için Hazreti Muhammed Mustafa’yı (sallallahu aleyhi ve sellem) Peygamber olarak gönderdiğinde. İslamiyet ile birlikte cahiliyenin bu acımasız adeti yasaklandı. Peygamber Efendimiz Aleyhisselam, kız çocuklarının Allah’ın emaneti olduğunu vurguladı, onları büyüten ve güzel yetiştiren anne babalara cenneti müjdeledi. İman edenler, bu emre uyarak kızlarını gömmeyi bıraktılar; fakat müşrikler inatla aynı vahşeti sürdürdüler.
Rivayet edilir ki, bir gün Resûlullah’ın huzuruna gelen bir sahabe, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Efendimiz ona sordu:
— “Niçin ağlıyorsun?”
O sahabe, gözyaşları arasında şöyle dedi:
— “Ya Resûlallah! Ben cahiliye döneminde kız çocuğumu diri diri toprağa gömdüm. Şimdi o sahne gözümün önünden gitmiyor. Acısını hissediyorum, dayanamıyorum…”
Bu, insanlığın ne kadar derin bir karanlıktan İslam’ın aydınlığına çıktığını gösteren çarpıcı bir örnektir.
Peki ya bugün?
Bugün kimse kız çocuklarını toprağa gömmüyor. Ama daha tehlikeli bir şey yapılıyor: Onların ruhları, inançları, masumiyetleri öldürülüyor. “Özgürlük” adı altında genç kızlarımız sahte hayatların peşine sürükleniyor. Nefsânî arzuların, yanlış yaşam biçimlerinin esiri oluyorlar. Bazen anne babalarının gözleri önünde, bazen onların da teşvikiyle… Ama ne anne farkında, ne baba farkında, ne de kızın kendisi farkında. Oysa sonu, geri dönüşü olmayan bir hüsrana, manevi bir mezara çıkıyor.
Unutmayalım ki: Toprağa gömülen kız çocukları, ahirette babalarına “Hangi suçtan ötürü öldürdünüz?” diye soracakları gibi, bu dönemin kızları da ahirette anne babalarına dönüp şu soruyu soracak:
“Bizi niçin cehaletin pençesinde bıraktınız? Niçin imanımızı, ahlakımızı korumadınız?”
Bir baba, cahiliye devrinde yaptığı zulmün vicdan azabıyla gözyaşı döktüyse, bugün de nice babalar yarın aynı pişmanlığı yaşayacak. Çünkü kaybolan her evlat, önce aileden sorulacak.
Gelin, iş işten geçmeden kız çocuklarımıza sahip çıkalım. Onları cehaletin pençesinden, yozlaşmanın girdabından koruyalım. İslamiyet’in, çağları aşan bir din olduğunu hatırlayalım. Evlatlarımıza diniyle, ahlakıyla, kimliğiyle güvenli bir gelecek bırakalım.
Yarın çok geç olabilir.
Asıl olan, bugünden adım atmaktır. Çünkü o büyük gün geldiğinde, mazeretlerin hiçbir değeri kalmayacak.
Onur Ercan
- BAZEN DÜNYADA BİR İNSAN BULURUZ, BAZEN DE BİR İNSANDA DÜNYA - 25 Kasım 2025
- KOÇ’LARIN DİVAN OTELİ - 20 Ekim 2025
- GERÇEĞİN ÜZERİNDEKİ TOZ: TARİHİN YALANLA İMTİHANI - 18 Ekim 2025
- SU KRİZİ VE TOPLUMSAL YANSIMALAR: BİR DAMACANAYA SIĞAN SİSTEM - 18 Ekim 2025
- DÜNYA DERTLERİN ÖTESİ - 14 Ekim 2025
- YAŞARKEN GÖMÜLEN KIZLAR - 7 Ekim 2025
- KÜÇÜK SAVAŞÇI: EŞEK ARISI. - 6 Ekim 2025
- KÜÇÜK BİR DAMLANIN ADALETİ - 5 Ekim 2025
- KIRIK CAM SENDROMU TÜRKİYE’DE: İZMİR’İN ÇÖPÜ, BURSA VE ANKARA’NIN SUSUZLUĞU - 4 Ekim 2025
- Ayşe Barım Tekrar Tutuklandı. - 3 Ekim 2025
