BAZEN DÜNYADA BİR İNSAN BULURUZ, BAZEN DE BİR İNSANDA DÜNYA
BAZEN DÜNYADA BİR İNSAN BULURUZ, BAZEN DE BİR İNSANDA DÜNYA
Bazen dünyada yalnızca bir insan buluruz; kalabalığın içinde kaybolmuş, yüzlerce suretin arasında sıradan görünen birini… Onu gördüğümüzde hayatımızın akışında büyük bir değişim olmaz. Belki bir tebessüm, belki kısa bir selam, belki de sadece gelip geçen bir gölge gibi… İnsan bazen böyledir: yolculuğunda karşısına çıkan herkes bir iz bırakmaz. Kimileri yeryüzünün genişliğinde bir kum tanesi kadar ufak, bir esinti kadar geçicidir.
Ama bazen… bazen bir insanda dünya buluruz. O insan, sanki içimizde saklı duran bir kapının anahtarıdır. Onu tanıdığımızda zihnimizde bir ışık yanar, gönlümüzde bir ses yükselir, kalbimizde bir düzen oluşur. Karşımızdaki o bir tek kişi, dünyanın bütün karmaşasını bir anlamda toplamış gibidir. Ne arıyorsak onda buluruz; eksiklerimiz, kırıklarımız, unuttuğumuz taraflarımız, hatta kendimiz… Sanki Mevlana’nın Kuddise Sirruh “Sen kendini küçük görürsün ama âlemin özü sensin” sözünün canlı hâli olup karşımıza dikilir.
Dünyada bulduğumuz insanlar bize yol arkadaşlığı eder; ama bir insanda dünyayı bulduğumuzda, o kişi bize hem yol olur hem menzil. Ecdatın dediği gibi: “Kendini bil” çağrısının içimizi titrettiği anlarda, bu kişi bize aynadır; hem hakikati gösterir hem de sakladığımız karanlıkları. Yalnızlığımızın iç sesini duyan, karmaşalarımızı düzenleyen, fırtınamıza sükûnet getiren bir etki taşır.
Aslında insanın kaderi, karşılaştığı yüzlerin toplamı değildir; gönlüne dokunanların derinliğidir. Dünyada bir insan bulmak hayatımıza bir adım ekler; ama bir insanda dünya bulmak bütün yürüyüşümüzü değiştirir. Çünkü dünya, bize verilmiş bir mekân değil, içimizde kurduğumuz bir anlamdır. Bazı insanlar o anlamı büyütür, genişletir ve tamamlar.
Ve bazen o kişi, bize şunu fark ettirir: Aradığımız dünya dışımızda değil, içimizdeymiş; fakat onu açığa çıkaracak bir yüreğe ihtiyaç duyuyormuşuz. Bazen dünyada kayboluruz; bazen bir insanın varlığında kendimizi buluruz. Aslında en mükemmel olan da budur: İnsan, bir başka insanda hem kendini hem âlemin hakikatini görür.
Kim bilir… Belki de herkesin kaderinde hem dünyada bir insan bulmak hem de bir insanda dünya bulmak vardır. Yeter ki gözlerimiz görebilsin, gönlümüz duyabilsin.
Çünkü dünya geniştir; ama insanın içi, doğru kişiye rastladığında daha da genişler. Genişleyen içte: (El mer’ü mea men ehabbe) (Hubb-i fillah buğd-ı fillah) vardır. Bu iki Hadisi Şerifi hayatına yansıtabilen insanlar kurtuluşa erebiliyor. Bu da ancak o doğru kişiyle oluyor. Ne mutlu doğru kişiye kavuşup, hem dünyasını hem ahiretinin değişmesine vesile olan kişiye.
Onur Ercan
- BAZEN DÜNYADA BİR İNSAN BULURUZ, BAZEN DE BİR İNSANDA DÜNYA - 25 Kasım 2025
- KOÇ’LARIN DİVAN OTELİ - 20 Ekim 2025
- GERÇEĞİN ÜZERİNDEKİ TOZ: TARİHİN YALANLA İMTİHANI - 18 Ekim 2025
- SU KRİZİ VE TOPLUMSAL YANSIMALAR: BİR DAMACANAYA SIĞAN SİSTEM - 18 Ekim 2025
- DÜNYA DERTLERİN ÖTESİ - 14 Ekim 2025
- YAŞARKEN GÖMÜLEN KIZLAR - 7 Ekim 2025
- KÜÇÜK SAVAŞÇI: EŞEK ARISI. - 6 Ekim 2025
- KÜÇÜK BİR DAMLANIN ADALETİ - 5 Ekim 2025
- KIRIK CAM SENDROMU TÜRKİYE’DE: İZMİR’İN ÇÖPÜ, BURSA VE ANKARA’NIN SUSUZLUĞU - 4 Ekim 2025
- Ayşe Barım Tekrar Tutuklandı. - 3 Ekim 2025
