AYDINLIĞA AÇLIKTAN CAN ÇEKİŞENLER
AYDINLIĞA AÇLIKTAN CAN ÇEKİŞENLER.
İnsan yalnızca beden değildir; insan bir mide kadar bir zihin, bir kalp ve bir ruhtan da ibarettir. Aç kalan mide nasıl acı çeker ve sonunda ölürse; aydınlıktan, sevgiden, hikmetten uzak kalan zihin ve ruh da aynı şekilde tükenir. Bugün dünyanın birçok yerinde açlıktan ölen insanlar insanlığın vicdanını kanatıyor. Ama bunun yanı sıra, gözle görülmeyen bir başka açlık var: aydınlığa duyulan açlık. Bu açlık, mideyi değil, kalbi ve zihni çürüten, insanı insansızlaştıran bir açlıktır.
Toplumlara dikkatle baktığımızda, ekonomik gücü yüksek olan, lüks içinde yaşayan ama hakikate, adalete, merhamete aç kalan insanların hâkimiyetini görürüz. Onlar pahalı sofralarda tok gezerken, ruhları açlıkla kıvranır. İçlerindeki boşluğu parayla, makamla, gösterişle doldurmaya çalışırlar; fakat nafile. Çünkü ruhun açlığı, altınla doymaz; zihnin karanlığı, lüks ışıklarla aydınlanmaz.
Tam tersine, kimi insanlar vardır ki, cebi boş ama gönlü doludur. Ekmeğini paylaşır, sevgisini saklamaz, adaletle yaşar. Onlar görünüşte yoksuldur ama aslında ruhları zengindir. İşte asıl trajedi şurada başlar: Ruhen aç ve karanlıkta yaşayan zenginler, paralarının gücüyle ruhu tok, gönlü geniş insanlara tahakküm ederler. Bir yanda kendini medeniyetin efendisi sanan ama kalbinde merhamet kalmamış insanlar; öte yanda açlığa, zulme, savaşlara rağmen insanlığını korumaya çalışan kalbi zenginler…
Bugün Filistin’de çocuklar açlıktan ölürken, aynı sofralarda binlerce dolarlık şarap şişelerini kaldıranlar aslında ruhen ölüdür. Açlıktan can veren çocukların gözlerindeki masumiyet, onların milyarlarca dolarından daha değerlidir. Çünkü o çocuklar, belki karnını doyuramasa da ruhunun safiyetini kaybetmemiştir. Fakat zulmedenler, sofraları donatılmış olsa da aydınlık açlığından ölmektedir.
İnsanı insan yapan sadece ekmek değil, aynı zamanda hakikat, adalet, merhamet ve sevgidir. Mideler doysa da ruhlar aç kaldığında toplum çürür, zihinler körelir, kalpler taş kesilir. Ekonomik güç, bilgi ve vicdanla birleşmezse zulme dönüşür. Oysa gerçek zenginlik, hem midenin hem ruhun doygunluğudur.
Bugün bize düşen, sadece aç bedenlere ekmek ulaştırmak değil; aynı zamanda aç zihinlere bilgi, aç kalplere merhamet, aç ruhlara hakikat ulaştırmaktır. Çünkü asıl kıtlık, sofralarda değil; gönüllerde ve zihinlerdedir. Aydınlığa açlıkla can çekişenleri kurtaramazsak, dünya ne kadar tok görünse de aslında aç kalmaya devam edecektir.
Onur Ercan
- BAZEN DÜNYADA BİR İNSAN BULURUZ, BAZEN DE BİR İNSANDA DÜNYA - 25 Kasım 2025
- KOÇ’LARIN DİVAN OTELİ - 20 Ekim 2025
- GERÇEĞİN ÜZERİNDEKİ TOZ: TARİHİN YALANLA İMTİHANI - 18 Ekim 2025
- SU KRİZİ VE TOPLUMSAL YANSIMALAR: BİR DAMACANAYA SIĞAN SİSTEM - 18 Ekim 2025
- DÜNYA DERTLERİN ÖTESİ - 14 Ekim 2025
- YAŞARKEN GÖMÜLEN KIZLAR - 7 Ekim 2025
- KÜÇÜK SAVAŞÇI: EŞEK ARISI. - 6 Ekim 2025
- KÜÇÜK BİR DAMLANIN ADALETİ - 5 Ekim 2025
- KIRIK CAM SENDROMU TÜRKİYE’DE: İZMİR’İN ÇÖPÜ, BURSA VE ANKARA’NIN SUSUZLUĞU - 4 Ekim 2025
- Ayşe Barım Tekrar Tutuklandı. - 3 Ekim 2025
