Reklam
Reklam

FARKLI BİR PENCEREDEN ÇANAKKALE RUHU

Said Dayıoğlu
Said Dayıoğlu
  • 17.03.2019
  • 231 kez okundu

Çanakkale, 1. Dünya Savaşı cephelerinden bir cephe olmasına karşın başlı başına bir savaş gibi algılanmasının sebepleri nelerdir diyerek konumuza başlayabiliriz. Ve bunu birkaç alt başlıkla açalım;
* Çanakkale savaşı bir milletin, imkânsızlıklar karşısındaki sarsılmaz iradesiyle neler başarabileceğini göstermesi bakımından dünya askeri tarihine geçen bir savaş olmuştur.
Yenilgiler genellikle savaş sırasındaki stratejik hata ve sayısal yetersizlik gibi nedenlere bağlanır. Aynı şekilde zaferlerin ya da galibiyetlerin de bunların zıddıyla mümkün olabileceği düşünülür. Böyle bir düşünce zahiren doğrudur ki zaten bizler de zahire göre hareket ederiz. Lâkin bazı istisnai durumlar vardır. İşte o durumlarda azlar çoklara, güçsüzler güçlülere galebe çalarlar. Çanakkale savaşları da bu istisnai durumların yaşandığı bir savaşlar silsilesidir. Silsile diyorum çünkü yalnız bir cephe veya meydanda değil deniz ve karada da birçok noktada cereyan etmiştir. Bu mekânlar her ne kadar askerimiz tarafından biliniyor olsa da savaş, zamane teknolojileri ve asker sayısı göz önüne alındığında denk kuvvetlerin mücadelesi değildir. Böyle bir durumda da savaşın kaybedeninin Osmanlı devleti olması gerekirdi. Ama milletimiz ve milletin bağrından çıkan askerimizin sarsılmaz iradesi tüm olumsuz şartları tersine çevirmiştir.

* “Mesele vatansa gerisi teferruattır” sözünün kuru kuruya söylenmediği bu savaşta gösterilen şecaatle kanıtlanmıştır.
Milletimiz, kendine has bir vasıf olan savaşçı özelliğini imanının verdiği şehadet aşkıyla perçinlemiş ve en zorlu koşullarda dahi cesaretini yitirmeden mücadele edebilen fertler yetiştirmeyi başarmıştır. Milletimiz için din, bayrak ve vatan korumak için canını seve seve verebileceği olgulardandır. Bu nedenle bir fütuhatta başarı sağlanamadığında geri çekilmeyi düşünebilir ama söz konusu din ve vatan müdafaasıysa geri çekilmektense ölmeyi tercih eder. İşte bu ruh, tüm olumsuz şartlara rağmen Çanakkale savaşını kazanmamızı sağlamıştır.
En geç beş dakika içinde vurulacağını bilmesine rağmen en ufak bir tereddüt yaşamadan düşman üzerine koşan kahramanlar, ancak Akif merhumun şu dizeleriyle anlatılabilir;
“Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi
Bedrin Arslanları ancak, bu kadar şanlı idi”
Evet, Çanakkale muharebeleri Bedir savaşındaki gibi bir hak batıl kavgasıydı. Bir yanda tevhit sancağı altındaki kalbi imanla dolu neferler diğer yanda batılın emrinde hakka karşı birleşmiş tüm beşer.
Bu savaş, tarihin kaydettiği en kanlı savaşlardandır. Yarım milyona yakın insan hayatını yitirmiş ve binlercesinin de akıbeti bilinmemektedir. Böylesine dehşetli bir ortamda gözünü kırpmadan ölüme koşabilen başka bir millet gösteremezsiniz. Milletimizin bu şecaati, birçok milletin yaşadığı ve buna bağlı olarak her gün sınırların değiştiği bir coğrafyada 600 yıl hükmetmesinin tesadüf olmadığının delilidir. Eğer doğru lider ve ideallerin arkasında birleşirse bu milleti durdurmanın imkânı yoktur. Onun için bir ferdi olduğumuz milletimizle ne kadar iftihar etsek azdır. Lakin millet olmanın veya millet kalmanın da şartları vardır;

* Üzerinde özgürce yaşayabileceği bir vatan

* Dil ve din mirasının gelecek nesillere aktarılması vb
Vatan, millet olmanın veya millet kalmanın olmazsa olmaz koşuludur. 60’lı yıllarda işçi olarak Avrupa’ya giden soydaşlarımızın çocukları ve torunları benliklerini yitirmeye ve bulundukları ülkelerin kültürü içerisinde asimile olmaya başladılar. Belki birkaç nesil sonra tamamen benliklerini yitirip yok olacaklar. Bu nedenle üzerinde özgürce yaşanabilecek bir vatan için canlar feda edilir. Çanakkale’deki ruh, bu bilincin bir yansımasıdır.
Gelecek nesillerin varlık planındaki yerlerini muhafaza edebilmelerinin şartlarından birisi de dil ve din mirasının aktarılmasıdır. Türkler için İslam, benliklerini muhafaza edebilmelerinin olmazsa olmaz bir şartıdır. Dünyanın HUNGARY dediği bizim Macaristan diye bildiğimiz devlet aslında Atilla’nın torunlarıdır yani Türk’türler. Lâkin bulundukları bölgenin dininden etkilendikleri için benliklerini kaybetmişlerdir. Bugün dinlerinden başka dilleri de başkalaşmış ve özlerini kaybetmişlerdir. Hakeza Bulgarlar da öyledir…
Tüm bu şartlar göz önüne alındığında Çanakkale’de şehit olan ve canını vatanına kurban eden yiğitlerin neden böyle davrandıklarını daha iyi anlamak mümkün olacaktır. Bu ruh var olduğu müddetçe milletimiz de varlığını ilelebet sürdürecektir…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ