Reklam
Reklam

Allahü teâlânın emirleri iki türlüdür

Murat Güven
Murat Güven
  • 29.01.2019
  • 704 kez okundu

Bu köşemizde yayınlanan yazılarımızı sizlerle paylaşarak, gönüllerinize dokunmaya çalışacağız. İnsanlık paylaşmakla başlıyor. Ha bir somun ekmek, ha bir kelam söz… Paylaşınca her şey güzel…

***

İslâm âlimleri, Allahü teâlânın emirlerinin iki türlü olduğunu bildirmişlerdir: Emr-i tekvînî ve emr-i teklîfî…

Emr-i tekvînî,  yaratmasını dilediği şeylere “Ol” demesidir. Ol deyince hemen var olur. Hiçbir kimse, bu şeyin var olmasına mani olamaz. Her şeyin yaratılması için belli şeyleri sebep yapmıştır. Belli maddeleri belli maddelerin yaratılmalarına sebep yaptığı gibi, insanın maddi ve manevi gücü, çeşitli enerjiler de birçok şeylerin yaratılmalarına sebeptirler. Bir kuluna bir şey ihsan etmek, iyilik vermek isterse, o kimseyi o şeyin sebebine kavuşturur. Sebep tesir ettiği zaman, O da dilerse, “Ol” derse o şey var olur. O dilemezse hiçbir şey var olmaz. Hikmetini, yaratmasını sebeplerle örtmüş, gizlemiştir. Çok kimse yalnız sebepleri görmekte, sebepler arkasındaki hikmeti, Onun yaratmasını anlayamamaktadır. Bu anlayışsızlığı da onun felaketine sebep olmaktadır.

Emr-i teklîfî ise, insanlara, yapmaları veya sakınmaları için verdiği emirlerdir. Bu emirlerin yapılması, insanın iradesine, dilemesine bağlıdır. İnsanı iradesinde, dilemesinde serbest bırakmıştır. Fakat insanın dilemiş olduğu şeyi yaratan yine Odur. İnsan diledikten sonra O da dilerse yaratır. Dilemezse yaratmaz. Her şeyi yaratan, maddelere çeşitli tesirler, özellikler veren yalnız Odur. Ondan başka yaratıcı yoktur. Ondan başkasında uluhiyet (ilahlık) sıfatı bulunduğuna inanmak, başkasını Ona şerik (ortak) yapmak olur. Başkasını kendisine ortak yapanı Kıyamet’te hiç affetmeyeceğini, Ona sonsuz ve çok acı azaplar yapacağını bildirmiştir. İnsan Onun emrini yapmak, iyilik yapmak dileyince O da merhamet ederek diliyor ve yaratıyor. Kendisine inanmayanlar, karşı gelenler bir kötülük yapmak isteyince o da diliyor ve yaratıyor. Kendisine inananlar, yalvaranlar, bir kötülük yapmak isteyince O merhamet ederek dilemiyor ve yaratmıyor. Bunun için düşmanlarının her istedikleri hâsıl olduğu için daha da azıp kuduruyorlar.

Allahü teâlânın emr-i teklîfîleri, ehemmiyetlerine göre derecelere ayrılmıştır:

1- Bütün insanlara iman etmelerini, Müslüman olmalarını emretmiştir.

2- İman etmiş olanlara, haram işlememelerini, kötülük yapmamalarını emretmiştir.

3- İman etmiş olanlara farzları yapmalarını emretmiştir.

4- Haramlardan sakınan ve farzları yapan Müslümanlara, mekruhlardan sakınmayı, sünnetleri, nafile ibadetleri yapmayı emretmiştir.

Yukarıdaki sırada, önce olan emri yapmayıp ondan sonra olanı yapmak makbul değildir, beğenilmez. Faydası olmaz. Mesela imanı olmayanın kötülükten sakınmasını veya kötülüklerden, haramlardan sakınmayanın farzları yapmasını yahut farzları yapmayanın, sünnetleri, nafile ibadetleri yapmasını Allahü teâlâ beğenmez, kabul etmez. Bunun için namaz kılmayan, zekat vermeyen ve ananın, babanın, zevcenin ve evladının haklarını ifa etmeyen Müslümanın sadakalarını, hayratını, hasenatını, umreye gitmesini beğenmez, kabul etmez. Görülüyor ki her insanın evâmir-i teklîfîyyeyi yukarıdaki sıraya göre yapması lazımdır. Bununla beraber, önceki sıradakini yapmayan, aşağıdakini yapar ve bunu yapması, farzı terk etmesine, haram işlemesine sebep olursa, sevab kazanamaz ise de bunu yapmayı da elden kaçırmamalıdır. Bunu her zaman yapmanın bereketi ile, Allahü teâlânın merhamet ederek, önceki emirleri yapmayı nasip etmesinin umulacağı, “Ruh-ul-beyan” tefsirinde, altıncı cüzün sonunda yazılıdır. (“İslam Ahlakı” s.328)

 

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ